Dayak Cennetten mi Çıkmadır?

Dayak Cennetten mi Çıkmadır?

"Sınıfta sürekli hareketli olduğu, ders dinlemediği ve asıl önemlisi diğer öğrencilere karşı saldırganca davranışlar sergilediği için danışmaya aldığım öğrenciyle ilk görüşmemizden sonra anne baba ile görüşmemeye karar verdim. Ertesi gün baba yalnız geldi.

Baba gergin bir şekilde: "Hocam, ne yapmış yine? Elinde kalmışız bu çocuğun. Dövüyorum dövüyorum anlamıyor, düzelmiyor."

Baba ile yaptığım görüşmede, ailede dayağın eğitim ve terbiye aracı olarak kullanıldığını gördüm. Dayağın çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini anlatırken baba:

"Olumsuz olur mu hiç, dayak cennetten çıkmadır. İki tane patlattın mı bak bakalım bir daha şımarıyor mu? Öğretmenlerde de suç buluyorum, dayak atmadıkları için çocuklar şımarıyor. Evde bir tokat atıca ne ses kalıyor, ne hareket..."

Veliye ne kadar dayağın olumsuz etkilerini anlattıysam da beni çok da anlamadı. Hatta çıkarken alaylı bir gülümseme vardı yüzünde...

Dayak, toplumumuzda o kadar yaygın ki âdeta normal olarak kabul edilmiştir. Yapılan bir araştırmada (E. Kongar) katılanların yarısından fazlası dayağın olması gerektiğini, anne babaların çocuklarını dövebileceği; katılanların üçte biri ise öğretmenlerin de çocukları dövebileceğini belirtmişlerdir.

Dayak, toplumumuzda terbiye amacıyla kullanılan fiziksel bir cezadır. Sözlü iletişimin yetersiz olduğu ailelerde hatalar veya yerine getirilmeyen buyruklar dayak ile cezalandırılır...

sık sık dayak yiyen çocuklar ya herşeyi kabul eden, boyun eğen bir kişilik geliştirir ya da uyumsuz, hırçın ve saldırgan olurlar. Sorunlarını şiddet ve saldırı ile çözmeye çalışırlar. Zayıf vicdan ve zayıf ahlâk yapısı gelişir.

Okullarda en fazla problem yaşayan ve yaşatan öğrenciler evde dayak ile büyütülen çocuklardır. Bu çocuklara herşey dayak ile yaptırıldığı için aynı yaklaşımı öğretmenden de beklerler. Dayak olmayınca da daha çok problem oluşturur; saldırganca davranırlar.

Sürekli olumsuz ithamlara maruz kalıp dayak yiyen çocukların bazen de ebeveynlerini haklı çıkarmak için o olumsuz rolü benimsedikleri görülmektedir.

Bir çocuk, söz dinlemiyor, derslerini çalışmıyor, yalan söylüyorsa, istisnalar hariç, bunun sorumlusu önce anne babadır. anne babalarından yeterli ilgi ve sevgiyi görmeyen çoıcuklar, onların kendileriyle ilgilenmeleri için çeşitli dikkat çekici davranışlar yaparlar. Bu, bazen haylazlıklar olabilir. Bu durumda anne babalar onunla ilgilenmek yerine dayak atıyorsa çocuk kendini değersiz hisseder; anne babası tarafından sevilmediğini düşünür.

Anne babalar, yanlışlarıyla çocuklarını eğitmeye kalkışmaları sonuç vermeyince devreye dayak girer. Bu dayak, anne baba tarafından belki son çare olarak görülmektedir ama yanlışı daha da katmerleştirmektedir. Çünki, yanlışı başka bir yanlışla düzelme yolu fıtrata aykırıdır.

Peki çözüm ne?

- Dayağın bir eğitim aracı olduğu kesinlikle unutulmalıdır.- Çocuklarla sözlü iletişim kurulmalı; her şey konuşulmalıdır.

- Çocuğa değer verilmeli, bu ona hissettirilmelidir. Onun değerli olduğu sözlü olarak söylenmelidir.

- Çocuğun sevildiği sözlü sürekli söylenmeli; sözsüz olarak da hissettirilmelidir.

- Çocukla konuşulurken hemen öfkelenmemeli; öfke geçtikten sonra çocukla konuşulmalıdır.

- Baskıcı, korkutucu, pasifleştirici usuller terk edilmelidir. Şefkat ve sevgiyle de disiplin sağlanabilir. Dayak ile sonuç alma gibi bir yola başvurulmamalıdır. Çocukların ve gençlerin dayağın açtığı yaranın izlerini uzun yıllar kişiliklerinde taşıdıkları unutulmamalıdır.

Eşref Bolukçu
Psikolojik Danışman

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ