Din Eğitiminde Allah Sevgisinin Önemi

Din Eğitiminde Allah Sevgisinin Önemi

İnsanoğlu var olduğu günden beri çocukların biyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimi kadar, inanç gelişimi ve din eğitimine önem vermiştir. Bu konuda yapılan siyasi, sosyolojik ve kültürel tartışmaları bir yana bırakırsak çocuklara din eğitiminin verilmesi gerekliliktir.

Çocuklara din eğitiminin temelinde Allah’ı tanıtmak yer alır. Allah’a iman, Allah sevgisi ile olur. Çocuklar için, içinde sevgi olmayan bir Allah tanıtımı, belli bir yaştan sonra beklenmeyen olumsuzluklara sebep olabilir. Allah, Al-i İmran suresinin 31. ayetinde “De ki, eğer Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin, günahlarınızı bağışlasın… Allah çok affedici ve engin merhamet sahibidir.” demektedir. Burada “Allah’a olan sevgi”den söz edilmektedir. Allah’a iman, Allah sevgisinin bir ürünüdür. Kişi Allah’ı seviyorsa, mutlaka O’na inanıyor demektir.

İnsanlar arasında da böyle değil midir? İnsan, sevdiğine daha çok inanır. Sevdiği ile daha çok zaman geçirmek ister. Sevdiğinin söylediklerini daha çok önemser. Gerçek sevgi üç şekilde belli olur. Birincisi, seven, sevdiğinin sözünü, başkasının sözüne tercih eder. İkincisi, sevdiğinin yanında bulunmayı, başkasının yanında bulunmaktan daha üstün tutar. Üçüncüsü ise, sevdiğinin kendisinden razı olmasını, başkalarının hoşnut olmasından çok önemser.

Korku ile bir insan ya da bir şey sevilir mi? Ya da korku ile gelen şey gerçek sevgi mi?

Aslında korku, uzaklaştıran bir duygudur. İnsanların korktuğu şeye karşı en doğal tepkisi ondan kaçmak olarak ortaya çıkar. Korkulan duruma, şeye, kişiye karşı savunmaya geçilir. Ondan korunmaya çalışılır. Bu korunma psikolojisi, uzaklaşmaya sebep olur.

Yukarıdaki bilgiler ışığında şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Özellikle çocukluk döneminde Allah’ı korku eksenli tanıtmaya kalkışmak, çocuk ile Allah arasında bir tür soğukluk (çocuğun Allah’a karşı soğuk olması), aşılmaz bir psikolojik engel, giderek Allah’tan uzaklaşmaya varan bir sonuç olarak ortaya çıkabilir.

Korku yaşayan insanlar, çevresindeki varlıkları, çevresinde olup bitenleri tam olarak doğru algılayamaz. Doğru değerlendirme gücü zayıflar. Allah korkusuyla büyütülmüş çocuk, (Aslında, Allah’ı tanımayan herkes) Allah’ı doğru olarak tanıyamaz. Çocuk, Allah’ı doğru tanımadığı için ise Allah’a yakın olma, Allah’a yakınlaşma ve Allah’ı sevme arzusu oluşmaz.

Her inançlı anne baba, çocuğuna dini eğitimi vermek ister. Her anne baba bu eğitimi veriyor. Ancak, bazen bu eğitim verilirken istenen sonuç maalesef alınamamaktadır. Arzulanan sonucu almak ise ancak bilgili ve bilinçli anne ve baba olmakla mümkündür.

Eğitim, sevgi temeli üzerine yükselir. Din eğitimi de sevgi temelli olunca ancak istenen sonuç alınabilir. Allah’ın emir ve yasakları, çocuk tarafından, Allah yeteri kadar tanınınca ve sevilince anlamlı olacaktır. Çünkü sadece korku ile öğretilen emir ve yasaklar, Allah sevgisinin çocukta oluşmasına engel olacaktır.

Çocuk, seven ve koruyan bir Allah’ın varlığını kavradıkça Allah’a olan sevgisi ve bağlılığı da artacaktır.

Sevgi, dikkat çeker; ilgiye sebep olur. Allah’ı, seven olarak kavrayan çocuğun Allah’a olan ilgisi artacaktır. Allah’ı merak eder, Allah ile ilgili sorular sorar, Allah’ı tanımak için uğraşır. Çocuğun yaşına uygun olarak verilen cevaplar, çocuğu Allah’a daha yaklaştırır. Peygamberimizin evrensel olan “kişi sevdiği ile beraberdir” sözünde de dediği gibi, çocuk da Allah ile beraber olmayı öğrenmiş olur.

Bazı anne ve babalar maalesef, din eğitimine yasaklar ile başlarlar. Bu anne ve babalar aynı zamanda yasaklar koyan, ceza veren bir Allah’ı çocuklara tanıtırlar. Daha Allah’ı tanımayan çocuklar, emir ve yasaklarla karşılaşınca, üstelik ceza veren bir Allah ile tanışınca doğal olarak korkmaktadır. Sonuç olarak bu çocuklarda iman ile ilgili eksikler olmaktadır. Düşünsenize, hep emir veren, yasakları olan, ceza veren bir varlığı çocuk sever mi? İnsanlara karşı da durum öyle değil mi? Sürekli ceza veren, emir veren, yasaklar koyan ebeveynler veya öğretmenler çocuklar tarafından seviliyor mu?

Şimdi kendimizi sorgulayalım… Sevgi mi veriyoruz yoksa sürekli emir mi veriyoruz? Kaşları sürekli çatık olan suratsız mıyız? Ödül mü veriyoruz yoksa sürekli ceza mı veriyoruz?

Böyle bir kişilik yapımız ve çocuk eğitim yaklaşımımız varsa dinimizi ve Allah’ı çocuklara nasıl anlatacağız? Nasıl sevdireceğiz dinimizi o sevgi kokan minik yüreklere?

Çocuk eğitimcisi, önce kendisi sevgiyi yüreğine yerleştirmelidir. Önce kendi yüreği sevgi kokmalıdır. Önce kendi sözleri sevgi ifade etmelidir.

Selam ve saygılarımla…

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ