Hayata Olumlu Bak

Hayata Olumlu Bak

Zihin ve bedenimiz karşılıklı etkileşim halindedir. Tıpkı evrende her şeyin etkileşim halinde olduğu gibi. Etkileşim halinde olan şeyler ise sürekli bir birini etkiler.  Zihindeki duygu ve düşünceler, vücudu da etkiler. Zihindeki olumlu duygular vücutta mutluluk hormonu salgılatır. Bu sayede kişinin ruhsal ve fiziksel sıkıntıları azalır. Yapılan araştırmalara göre ağrı hissedecek kişilerin, bu ağrıyı daha az hissedeceğini düşünenlerin gerçekten ağrıyı daha az hissettiklerini göstermiştir. Hatta uzmanlar son zamanlarda, ağrı konusunda psikoterapi yöntemini geliştirme üzerinde çalışmaktadırlar

Olumlu düşünmek veya olumsuz bir olayın pozitif yönünü görmeyi başarmak, belki polyannacılık oynamak gibi görünebilir. Ancak bunu hayatına katmayı başarmış mutlu insanların, iş ve özel yaşamlarında diğer kişilere oranla daha başarılı olduğu defalarca kanıtlanmıştır. Yapılması gereken ilk şey, olumlu düşüncenin sizi gerçekten iyi yönde etkileyeceğine inanmak ve duygularınızı bu yönde yönetmektir.

Olumlu düşünce ve duygular, vücudumuzda endorfin hormonunun salgılanmasını sağlar. Endorfin, kişinin fiziksel ve ruhsal sıkıntılarının azalmasını, var olanları da hissetmemesini sağlar.

Olumlu düşünce ya da başka bir değişle pozitif düşünce. Olumsuz düşünce yani negatif düşünce… İnsan hayatı bir anlamda bu iki düşünce üzerine kuruludur. Bunlardan hangisi bize hakimse bizim hayatımız, düşüncelerimiz ve psikolojik yapımız da o yöndedir. Düşüncelerimizin bizim üzerimizdeki etkileri konusunda bakın Ghandi ne diyor:

“İnançların, düşüncelerini oluşturur. Düşüncelerin, kelimelerini, oluşturur. Kelimelerin, aksiyonlarını oluşturur. Aksiyonların, alışkanlıklarını oluşturur. Alışkanlıkların, değerlerini oluşturur. Değerlerin ise nasıl yaşayacağını belirler.”

Olumsuz düşündükçe, o olumsuz düşünceleri yani senaryoları engellemek amacıyla hareketlerimizi ve düşüncelerimizi şekillendiririz. Ona göre konuşur, ona göre davranırız; dolayısıyla asıl görmememiz gerekeni görmeyiz. Büyük resmi görmekten gittikçe uzaklaşırız. Olumlu yönde düşünmeye ve adım atmaya karşı gittikçe uzaklaşırız. Endişe ve kaygı başlar sonuç olarak. Bu durum bir çukurda kazdığı toprağı üstüne atan bir insanın durumuna benzer. Bu negatif düşüncelerle gittikçe hayata tutunma yetisi azalır. Aslında depresyon, panik atak gibi psikolojik sorunlar da tam da bu noktada kendini göstermeye başlar.  Panik atak temelde ne idi: Olumsuz şeylerin geleceğini düşünerek olumsuz düşünmekti. Ya başıma gelirse düşüncesi kişiyi tutsak eder adeta. Korku ve tedirginlikle o anın gelmesini istemezken, aslında kendimizi o anı yaşamaya hazırlarız.

Yıllar önce hastanede kalmak zorunda olduğum bir gündü. Küçük olan hastamız 1 aya yakın olan süre boyunca hastanede yatırılmıştı. Bir süre sonra biraz iyileşme kendini gösterince, doktor yavaş yavaş gezdirmemiz gerektiğini söyledi. Ama küçük hastamız yürüyemedi ve yürüyemeyeceğini söyledi. Oysa daha birkaç ay önce yürüyordu. Her denememizde yürüyemem diyordu. Doktor fiziksel bir engel olmadığını söylüyordu. Yani sorun psikolojikti. Yani olumsuz düşüncelerden dolayı küçük hastamız yürüyemiyordu. Tabi iş bana düştü. Olumlu konuşmamalarla, olumlu teşviklerle hastamız minik minik adımlar atmaya başladı. Yapabilirsin dedikçe o da kendine güven duyuyor ve adın atmayı denemeye devam ediyordu. Bir süre sonra yürümeye başladı.

Burada olumsuz düşüncelerin aslında ne kadar da etkili olduğunu gösteren güzel bir yaşantıyı paylaştım. Olumsuz düşünceler, insan üzerinde psikolojik etki gösterdiği gibi fiziksel etki de gösterebilmektedir.

Görev yaptığım okullarda başarısız olan birçok öğrencinin asıl başarısız sebebinin “başaramam” düşüncesi olduğunu gördüm. Öğrenci, başaramayacağına kendini inandırdığı için başarısız oluyordu. Tabi bu düşüncenin temelinde yatan sebep, daha önce yaşadığı başarısızlık deneyimidir.  Öğrencilere “başaramam, tekrar başarısız olurum, kötü not alırım, ailemin beklentisini karşılayamam…” gibi olumsuz düşünceler hakimdi. Bu öğrencilerle yaptığımız danışmalarda olumlu düşünmeyi öğrenmeleri hedeflenmekteydi.  Olumlu düşünmeyi öğrendikleri ve kazandıkları oranda öğrencilerimiz başarılı da olurdu.

Olumlu düşüncenin kişi üzerindeki etkisi konusunda Dalai Lama’nın güzel bir sözü vardır:

“Pozitif düşünce, başarının temelini oluşturur. Negatif düşüncelere sahipsen, en kolay şeyler bile başarılamayabilir.”

“Güçlüyüm, iyiyim, güzelim, yapabilirim, başarabilirim, üstesinde gelirim, ...” gibi düşünceler olumlu düşüncelerdir. Olumlu düşünceler ve konuşmalar kişiyi motive eder. Yani olumlu yönde harekete geçirir.

Başarının temelini olumlu düşünce oluşturur. Olumlu düşünce kişiyi harekete geçirir. Kişinin bir işi yapabileceğine ve başarabileceğine olan inancını olumlu yönde etkiler

Olumlu düşünce aslında sağlığımız için de gereklidir. Birçok hastalık olumlu düşünce ile yenilir.

Olumlu düşünce ve olumlu konuşma kişiye umut verir. Geleceğe umutla bakmayı sağlar. Geleceğe umutla baktıkça da aksiyonlarımızda cesur ve yeni şeyler oluşturma yönünde oluruz. Kendimize ve çevremize pozitif enerji veririz. Olaylara daha açık bir zihinle bakar, bardağın dolu taraflarını gördükçe karşımıza çıkan fırsatları daha iyi değerlendiririz ve böylece kendimize pozitif bir yol çizeriz.

Olumlu düşünce ve olumlu konuşma ile pozitif olayları çekeriz. Olumsuz düşündükçe ve olumsuz konuştukça negatif olayları çekeriz. Düşüncelerimiz hareketlerimize yansır.

Hayatta olumlu bakmak, olumsuzlukları hiç görmemek değildir. Olumsuzlukları görmek, tedbir almak için gereklidir. Birçok sıkıntılı durumun üstesinden gayret etmekle gelinebilir. İnsanoğlu hayatta karşılaşabileceği olumsuz durumlara da hazırlıklı olmalıdır, bu hayatın doğal bir parçasıdır. Fakat olabilecek olumsuzluklara odaklanmak kişinin yaşama sevincini ve enerjisini azaltmaktadır

Ne dersiniz hayata daha çok olumlu düşünce ile bakacak mıyız? En olumsuz durumda bile olumlu şeyler arayacak mıyız?

Eşref Bolukçu

Psikolojik Danışman

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ